İlahi Emir Teorisi Nedir? Ahlak Tanrı’ya mı Bağlı?
İlahi Emir Teorisi nedir? Ahlak Tanrı’ya mı bağlıdır? Euthyphro ikilemi üzerinden doğru, yanlış ve ahlakın kaynağını sade bir dille inceliyoruz.

Şöyle bir cümleyi mutlaka duymuşsundur: “Tanrı olmazsa ahlak da olmaz.” İlk duyduğunda kulağa net, güçlü ve sarsılmaz geliyor. Çünkü çoğumuz ahlakı, kuralları olan bir sistem gibi düşünüyoruz. Kurallar varsa bir koyucu olmalı, değil mi?
Ben bu iddiayı ilk kez ciddi ciddi düşündüğümde şunu fark ettim: Aslında bu cümle sandığımızdan çok daha büyük bir iddia. Çünkü sadece Tanrı hakkında değil, doğru ve yanlışın ne olduğu hakkında da kesin bir şey söylüyor.
İşte tam burada devreye İlahi Emir Teorisi giriyor.
İlahi Emir Teorisi (Divine Command Theory) Ne Söylüyor?
İlahi Emir Teorisi’ne göre bir eylemin doğru ya da yanlış olmasının tek ve nihai sebebi Tanrı’dır. Daha açık söyleyeyim:
Bir şey Tanrı yasakladığı için yanlıştır.
Bir şey Tanrı emrettiği için doğrudur.
Bu teoriye göre ahlak, Tanrı’nın emirleri olmadan havada asılı kalır. Yani Tanrı yoksa, “yanlış” dediğimiz şeyin de bir temeli yoktur. Ne iyi vardır ne kötü. Sadece tercihler vardır.
Kulağa net geliyor ama biraz kazıyınca altından epey soru çıkıyor.
Önce Şu Yanlış Anlaşılmaları Temizleyelim
Bu teori kutsal kitaplara dayanmak zorunda değil
İlahi Emir Teorisi’ni savunan herkes “Ben Tevrat’a, İncil’e ya da Kur’an’a bakarım” demek zorunda değil. Teori şunu söyler: Önemli olan metinler değil, Tanrı’nın gerçekten neyi emrettiğidir.
Yani ortada hiç kutsal kitap olmasaydı bile, Tanrı’nın zihninde bazı eylemler doğru, bazıları yanlış olurdu. Metinler sadece bu emirlerin iddia edilen kayıtlarıdır.
Bu da bizi şu soruya getiriyor.
Peki Tanrı’nın emirlerini nasıl bileceğiz?
İşin ilginç tarafı şu: İlahi Emir Teorisi bu soruya cevap vermek zorunda değil. Çünkü bu teori bir “bilgi teorisi” değil, bir “ahlakın kaynağı” teorisi.
Yani “biz doğruyu yanlışı nasıl bileceğiz?” sorusu ile “doğruyu yanlışı ne belirliyor?” sorusu farklı.
Teoriyi savunanlar genelde şunu söyler: Tanrı bize akıl ve vicdan verdi. Ama daha radikal düşünenler de var. Onlara göre belki de insanlar çoğu zaman yanılıyor. Ama yanılıyor olsak bile, doğru ve yanlışın kaynağı değişmiyor.
Bu teoriye inanmak için Tanrı’ya inanmak şart değil
Burada küçük ama önemli bir detay var. Bazı ateistler de İlahi Emir Teorisi’ni mantıksal olarak kabul eder. Ama şu şekilde:
“Eğer Tanrı olsaydı, objektif ahlak olurdu. Ama Tanrı yok. O halde objektif ahlak da yok.”
Yani teoriyi kabul edip Tanrı’yı reddedebilirsin. Sonuç olarak “hiçbir şey gerçekten doğru ya da yanlış değil” noktasına varırsın.
Neden Çoğu Filozof Bu Teoriye Mesafeli?
Şimdi biraz duralım ve kendimize dürüst olalım. Bazı ahlaki yargılar vardır ki neredeyse hepimiz onlardan eminiz.
Kölelik yanlıştır.
Masum insanları öldürmek yanlıştır.
Çocuklara zarar vermek yanlıştır.
Peki Tanrı bu eylemleri neden yasaklamış olabilir?
Tanrı’nın emirlerinin arkasında bir sebep var mı?
İşte kilit soru bu.
İki seçenek var:
1. Tanrı bu eylemleri bir sebepten dolayı yasaklıyor.
2. Tanrı bu eylemleri hiçbir sebep olmadan yasaklıyor.
Çoğumuz birinci seçeneğe meylediyoruz. Çünkü bu eylemler zarar veriyor, adaletsiz ve başkalarının haklarını çiğniyor. Yani Tanrı’nın yasaklaması için iyi nedenler var.
Ama burada İlahi Emir Teorisi çatırdamaya başlıyor.
Euthyphro İkilemi: Küçük Soru, Büyük Sorun
Sokrates’in Antik Yunan’da sorduğu meşhur soru tam olarak şuydu:
Bir şey Tanrı onu yasakladığı için mi yanlıştır, yoksa yanlış olduğu için mi Tanrı onu yasaklar?
Bu soru masum gibi durur ama iki tarafı da sıkıntılıdır.
Eğer “Yanlış olduğu için Tanrı yasaklar” dersen, yanlışlık Tanrı’dan bağımsız hale gelir. Yani ahlak Tanrı’dan önce gelir.
Eğer “Tanrı yasakladığı için yanlıştır” dersen, o zaman şu ihtimali kabul etmen gerekir: Tanrı isteseydi tam tersini de emredebilirdi.
Ya Tanrı Tam Tersini Emretseydi?
Bir anlığına düşün. Eğer Tanrı, masum insanlara zarar vermeyi emretseydi ne olurdu?
İlahi Emir Teorisi’ne göre cevap net: O zaman bu eylem doğru olurdu.
Birçok insana bu düşünce fazlasıyla rahatsız edici geliyor. Çünkü bize göre bazı şeyler, kim emrederse emretsin, yanlıştır.
İşte bu his, teorinin en zayıf noktasına işaret ediyor.
“Ama Tanrı Sevgi Dolu” Savunması
Burada sıkça duyulan bir itiraz var: “Tanrı zaten iyi ve sevgi doludur. Böyle şeyleri emretmez.”
Güzel ama burada da yeni sorular doğuyor.
Tanrı neden sevgi dolu?
Sevgi neden iyi?
Sevgi iyi olduğu için mi Tanrı sevgi dolu, yoksa Tanrı sevgi dolu olduğu için mi sevgi iyi?
Eğer sevgi, mutluluk ve adalet sağladığı için iyiyse, o zaman iyilik Tanrı’dan bağımsız bir ölçüte bağlanmış olur.
Eğer hiçbir sebep yoksa, Tanrı kötü bir karaktere de sahip olabilirdi. Bu da çoğu insanın kabul etmek istemediği bir sonuç.
Ahlak Matematik Gibi Olabilir mi?
Son olarak şunu düşünmeni istiyorum. Matematiksel doğrular Tanrı var olsun ya da olmasın değişmez. Üçgen her zaman üç kenarlıdır.
Peki ya ahlak?
Eğer “masumlara zarar vermek yanlıştır” önermesi de matematiksel doğrular gibi evrensel ve zorunluysa, o zaman ahlak Tanrı’nın emirlerine bağlı değildir.
Bu, Tanrı’nın ahlakla ilgisi olmadığı anlamına gelmez. Ama ahlakın kaynağı Tanrı’nın emirleri olmak zorunda da değildir.
Son Söz: Neden Bu Tartışma Hâlâ Bitmedi?
İlahi Emir Teorisi güçlü bir sezgiye dayanır: Ahlakın bir temeli olmalı. Ama bu temel Tanrı’nın emirleri mi, yoksa daha derin bir şey mi?
Bu soru iki bin yıldır soruluyor ve hâlâ net bir cevabı yok. Belki de bu yüzden hâlâ bu kadar canlı.
Ve açık konuşayım, bence bu soruyu sormak bile başlı başına felsefi bir kazanım. 😉
Sence ahlak Tanrı’dan mı gelir, yoksa ondan bağımsız mı? Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yorumlara yaz, tartışmayı birlikte büyütelim. Yazı hoşuna gittiyse paylaşmayı da unutma 😉






