Kadınları Etkileyen Sözler: Arzunun Zihinden Bedene İndiği Yer
Kadınları etkileyen sözler nasıl söylenir? Doğru cümleler, doğru ton ve doğru zamanla arzuyu uyandırmanın inceliklerini keşfet.
Şunu dürüstçe söyleyerek başlayayım: Kadınları etkileyen sözler, çoğu insanın sandığı gibi “romantik cümleler” değildir. Asıl etki, sözcüklerin bedene nasıl dokunduğunda başlar. Çünkü arzu, çoğu zaman kulakta değil, zihnin karanlık bir köşesinde uyanır.
Bu yazı için araştırmaları yaparken şunu fark ettim: Kadınların etkilenmesi, bir şeyin açıkça söylenmesiyle değil; ima edilmesiyle başlıyor. Yani çıplak bir cümleden çok, yavaşça soyunan bir anlam daha çekici.
Düşünsene… Sana biri “Güzelsin” diyor. Güzel. Ama biri “Bu bakışla insanın aklını dağıtıyorsun” dediğinde, vücutta olan şey bambaşka. İşte bilim tam olarak bu farkın nedenlerini anlatıyor.
Mecazlı Sözler: Zihinde Soyunan İlk Katman
Bilimsel araştırmalar, özellikle mecazlı ve yaratıcı sözlerin kadınlar üzerinde çok daha güçlü bir etki yarattığını söylüyor. Bunun nedeni basit ama çarpıcı: Mecaz, zihni çalıştırır. Zihin çalıştığında, beden tepki verir.
2017’de yayımlanan bir çalışmada, kadınlara erkek yüzleri gösteriliyor ve bu yüzlerin yanına farklı türde iltifatlar ekleniyor. Düz, doğrudan cümleler mi? Yoksa metaforlarla süslenmiş, hayal gücünü kışkırtan sözler mi?
Sonuç net: Mecazlı sözler daha çekici. Çünkü bu sözler, karşı tarafın sadece konuşmadığını; düşündüğünü, hayal ettiğini ve hissettiğini ima ediyor.
Ben bunu şöyle yorumladım: Mecazlı söz, “Seni istiyorum” demez. Ama o isteğin havasını odaya bırakır. Kadınlar da o havayı çok iyi hisseder.
Kaynak: Women prefer men who use metaphorical language when paying compliments
Açık Sözler Neden Daha Az Tahrik Edici?
Şimdi dürüst olalım. “Seni arzuluyorum” demek kulağa iddialı gelebilir. Ama çoğu zaman etkisi sınırlıdır. Çünkü her şey ortadadır. Gizem yoktur. Oysa arzu, gizemle beslenir.
Araştırmalar, kadınların doğrudan söylenen cümlelerden çok, boşluk bırakan sözlere daha güçlü tepki verdiğini gösteriyor. Yani kadının zihninin tamamlamasına izin veren cümleler.
Mesela “Bu elbise sana çok yakışmış” ile “Bu elbise, altındaki enerjiyi daha da görünür kılıyor” arasında ciddi bir fark var. İkincisi, bedeni işaret etmez ama bedeni hissettirir.
Ben buna zihinsel soyunma diyorum. Kadınları etkileyen sözler, tam olarak burada başlıyor.
Sözlerin Bedene Dokunduğu An
Şunu çok net söylemem gerekiyor: Kadınlar etkilenirken önce güven arar, sonra arzuya izin verir. Bu yüzden en güçlü erotik sözler, aynı zamanda duygusal güven de taşır.
“Yanındayım” gibi basit bir cümle bile, doğru tonda söylendiğinde bedende gevşeme yaratır. Gevşeme olduğunda ise arzu ortaya çıkabilir. Bu bir biyoloji meselesi.
Araştırmalar, güven veren ifadelerin stres hormonlarını düşürdüğünü ve kişinin bedensel farkındalığını artırdığını söylüyor. Yani söz, bedeni rahatlatıyor. Rahatlayan beden ise hissediyor.
Bana göre bu yüzden “Sana zarar vermem” alt metnini taşıyan sözler, kadınlar için şaşırtıcı derecede çekici olabiliyor.
Söz Yetmez: Davranışla Desteklenmeyen Arzu Sönümlenir
Şimdi çok kritik bir yere geliyoruz. 2025 tarihli bir araştırma, kadınların tatlı sözlerden çok tatlı davranışlara önem verdiğini söylüyor. Bu, erotizmin düşmanı gibi görünebilir ama aslında tam tersi.
Çünkü davranış, sözü gerçek kılar. “Seni istiyorum” demek bir şeydir. Ama zor bir anda “Gel, ben seninleyim” demek, bedende çok daha derin bir iz bırakır.
Bu araştırmayı okurken şunu düşündüm: Kadın için arzu, güvenli bir zeminde büyüyor. Davranış yoksa, söz sadece ses olarak kalıyor.
Kaynak: Study finds women tend to favor sweet actions over sweet words
Abartı Erotizmi Öldürür
Bir uyarı yapmazsam bu yazı eksik kalır. Aşırı iltifat, aşırı erotik söylem, sürekli övgü… Bunların hepsi bir noktadan sonra itici olabilir.
Psikolojik çalışmalar, özellikle kişiliğe yönelik abartılı övgülerin kadında baskı ve huzursuzluk yaratabildiğini gösteriyor. Arzu, baskı altında çalışmaz.
Bu yüzden “Sen inanılmazsın” yerine, “Bunu yapış şeklini izlemek hoşuma gidiyor” demek çok daha etkilidir. Çünkü burada kontrol yok, gözlem var. Yargı yok, his var.
Kaynak: Compliments – more than what meets the eye
Yavaş Erotik Dil: Kadın Zihninin Ritmi
Şunu fark ettin mi bilmiyorum ama kadınları etkileyen sözler genelde acele etmez. Hızlı konuşmaz. Noktayı hemen koymaz. Çünkü kadın zihni, erotizmi bir yarış gibi değil, ritim gibi yaşar.
Araştırmaları okurken benim kafamda netleşen şey şu oldu: Kadınlar için arzu, kelimelerin hızında değil; arasında kalan boşluklarda büyüyor. Yani cümlenin kendisi kadar, o cümle söylenirken bırakılan sessizlik de önemli.
Düşünsene… “Bunu yapmanı istiyorum” demek var. Bir de “Şu an ne hissettiğini merak ediyorum” deyip susmak var. İkincisi, zihni devreye sokuyor. Zihin devreye girdiğinde, beden çok geçmeden onu takip ediyor.
Ses Tonu: Söylenmeyeni Söyleyen Şey
Bilimsel araştırmalar genelde kelimelere odaklanır ama ben şunu eklemeden geçemem: Kadınları etkileyen sözler, çoğu zaman kelimeden çok ses tonuyla çalışır.
Aynı cümle, iki farklı tonda söylendiğinde bambaşka anlamlar taşır. Düz, mekanik bir tonla söylenen erotik bir cümle etkisiz kalabilir. Ama sakin, alçak ve kontrollü bir ton… İşte orada beden dinlemeye başlar.
Ben bunu şöyle açıklıyorum: Ses tonu, sözün bedenle temas ettiği ilk noktadır. Eğer ses gerginse, beden kapanır. Eğer ses rahat ve kendinden eminse, beden gevşer.
Ve gevşeme… Erotik sürecin kapısını açan anahtardır.
Masum Görünüp Bedeni Uyandıran Cümleler
Şimdi işin en ilginç kısmına geliyoruz. Kadınları etkileyen sözler her zaman açıkça erotik olmak zorunda değil. Hatta çoğu zaman masum görünen cümleler çok daha güçlüdür.
Mesela “Yanında oturmak hoşuma gidiyor” cümlesi, doğru bağlamda söylendiğinde bedende sıcak bir dalga yaratabilir. Çünkü bu cümle, temas vaadi taşır ama teması zorlamaz.
Araştırmaların işaret ettiği nokta da tam burası: Kadın zihni, zorlanan arzudan değil, davet edilen arzudan etkileniyor.
Bu yüzden “Gel” demekle, “İstersen biraz daha yakın oturabiliriz” demek arasında dünyalar kadar fark var.
Utanç ve Arzu: Garip Ama Gerçek Bir Bağ
Biraz derine inelim. Psikoloji literatüründe ilginç bir gerçek var: Hafif utanç hissi, doğru bağlamda ortaya çıktığında arzuyu artırabiliyor.
Buradaki kritik kelime “hafif”. Yani rahatsız edici, zorlayıcı bir utanç değil. Daha çok “fark edildiğini hissetme” hali.
Mesela “Bunu söylerken biraz kızardın” gibi bir cümle… Bu, bedeni görünür kılar ama yargılamaz. Kadın için bu, hem fark edilmek hem de güvende olmak anlamına gelir.
Bence kadınları etkileyen sözlerin gücü tam olarak burada yatıyor: Kadını hem görülmüş hem de korunmuş hissettirmek.
Zihinsel Güven Olmadan Erotik Etki Olmaz
Şunu çok net söylemeliyim: Güven yoksa erotik sözler çalışmaz. Hatta geri teper. Araştırmalar, kadınların güven hissetmediği bir ortamda söylenen erotik cümleleri tehdit olarak algılayabildiğini gösteriyor.
Bu yüzden “Yanındayım”, “Rahat olabilirsin”, “Sınırlarına saygı duyuyorum” gibi cümleler, erotik gibi görünmese bile erotizmin altyapısını kurar.
Ben buna zihinsel zemin diyorum. Zemin sağlam değilse, üzerine ne koyarsan koy çöker.
Kadınları Etkileyen Sözler Asla Acele Etmez
Bu bölümün sonunda şunu vurgulamak istiyorum: Kadınları etkileyen sözler, hedefe kilitlenmez. Sonuca odaklanmaz. Süreci yaşar.
Bir cümlenin hemen karşılık bulmasını beklemek, arzuya yapılan en büyük haksızlıklardan biri. Çünkü arzu, davet edildiğinde gelir; çağrıldığında değil.
Ve belki de en önemlisi şu: Kadınlar, söylenen sözden çok, o söz söylenirken hissedilen niyeti algılar. Niyet net değilse, kelime ne kadar süslü olursa olsun işe yaramaz.
Yasak Hissi: Arzunun Gizli Yakıtı
Şimdi biraz dürüst olalım. Kadınları etkileyen sözlerin bir kısmı, içinde hafif bir yasak hissi barındırır. Ama bu yasak, tehlikeli ya da rahatsız edici değildir. Daha çok “herkesin duymadığı ama senin duyduğun” türden bir giz.
Araştırmaları okurken şunu düşündüm: Yasak hissi, aslında seçilmişlik hissidir. Kadın, o sözün kendisine özel söylendiğini hissettiğinde, zihinde bir kapı daha açılır.
Mesela kalabalık bir ortamda, alçak bir sesle söylenen “Şu an başka yerde olmayı hayal ediyorum” cümlesi… Açık değildir ama fazlasıyla çağrışımlıdır. Ve çağrışım, arzunun ana dilidir.
Kontrol ve Teslimiyet Dili Nasıl Kurulur?
Psikoloji şunu söylüyor: Kadınların çoğu, erotik bağlamda kontrolün güvende olduğu alanlarda teslimiyetten keyif alır. Ama bu, kaba ya da buyurgan bir dille olmaz.
Kadınları etkileyen sözler, “şunu yap” demez. “Şunu yapabilirsin” der. Aradaki fark küçük gibi görünür ama bedende yarattığı etki çok büyüktür.
“Bunu yapmanı istiyorum” ile “Bunu yaparken nasıl hissettiğini merak ediyorum” arasındaki fark tam olarak budur. İlki talep eder. İkincisi alan açar.
Ben buna erotik denge diyorum: Kontrol hissi var ama baskı yok. Davet var ama zorunluluk yok.
Bilinçaltını Tetikleyen Dil Kalıpları
Araştırmalar, kadınların özellikle bedensel farkındalık yaratan cümlelere tepki verdiğini gösteriyor. Ama bu farkındalık, doğrudan bedeni işaret etmek zorunda değil.
Mesela “Şu an biraz nefesin değişti” demek… Bu cümle hem gözlem içerir hem de kadını kendi bedenine döndürür. İşte bu noktada zihin ve beden aynı yerde buluşur.
Kadınları etkileyen sözler genellikle şunu yapar: Kadının zaten hissettiği ama henüz adlandırmadığı bir şeyi kelimeye döker.
Ve ilginçtir, adlandırılan his güçlenir.
Erkeklerin En Sık Yaptığı Erotik İletişim Hataları
Burada biraz frene basalım. Çünkü yanlış kullanılan sözler, tüm etkiyi tersine çevirebilir. Araştırmalar ve gözlemlerim şunu söylüyor: En büyük hata, çok erken cinselleştirmek.
Daha güven kurulmadan söylenen erotik cümleler, kadın tarafından çoğu zaman tehdit ya da yüzeysellik olarak algılanıyor. Yani söz, olması gerekenden önce gelirse kapılar kapanıyor.
Bir diğer hata da ezber cümleler. Kadınlar, daha önce defalarca duyulmuş sözleri çok hızlı fark ediyor. Ve fark ettikleri anda etkisi sıfırlanıyor.
Kısacası: Kadınları etkileyen sözler, kopyala–yapıştır çalışmaz.
Sessizliğin Söze Rakip Olduğu Anlar
Belki de en az konuşulan ama en etkili detay şu: Bazen hiçbir şey söylememek, en güçlü sözdür.
Araştırmalar doğrudan sessizliği ölçmese de, kadınların bedensel ipuçlarına duyarlılığı üzerine yapılan çalışmalar şunu gösteriyor: Sessizlik, doğru bağlamda erotik bir boşluk yaratır.
Bir cümleyi yarım bırakmak, göz teması kurmak, sonra susmak… Bu, zihne alan bırakır. Ve zihnin doldurduğu şeyler, genelde söylenenden çok daha güçlüdür.
Bence kadınları etkileyen sözler, bazen söylenmeyenlerde gizlidir.
Bu Bölümden Çıkan Net Sonuç
Buraya kadar geldiysek şunu netleştirebiliriz: Kadınları etkileyen sözler; yasak hissi taşır ama güvenlidir, kontrol içerir ama baskıcı değildir, ima eder ama zorlamaz.
Ve belki de en önemlisi: Bu sözler, kadını bir hedef gibi değil, bir deneyimin öznesi gibi görür.
Arzu da tam olarak burada doğar.
İlk Cümle – Son Cümle Etkisi: Zihnin Hatırlama Oyunu
Şunu fark etmiş miydin? Bir konuşmadan geriye çoğu zaman her şey değil, sadece ilk söylenen ya da son söylenen kalır. Psikolojide buna “öncelik ve yakınlık etkisi” deniyor. Ve evet, bu etki erotik iletişimde de birebir çalışıyor.
Kadınları etkileyen sözler genellikle konuşmanın ortasında kaybolmaz. Ya başta zihni açar ya da sonda zihni meşgul bırakır. Arada kalanlar çoğu zaman silinir.
Mesela konuşmaya “Şu an yanında olsaydım, sessizliği bozmazdım” gibi bir cümleyle başlamak… Daha ilk anda zihinde bir atmosfer yaratır. Ya da konuşmayı “Bunu sonra da düşüneceksin” gibi bir cümleyle bitirmek… İşte bu, bedeni değil ama zihni yatağa taşır.
Zamanlama: Aynı Söz, Yanlış Anda Zehir Olabilir
Burada çok kritik bir nokta var: Kadınları etkileyen sözler, doğru anda söylendiğinde etkilidir. Yanlış anda söylenen en güzel cümle bile soğuk bir duvara çarpabilir.
Araştırmalar, kadınların duygusal olarak meşgulken ya da stres altındayken gelen erotik mesajlara kapandığını gösteriyor. Çünkü zihin doluyken, arzuya yer kalmıyor.
Ben bunu şöyle açıklıyorum: Zihin bir odaya benzer. Oda doluyken içeri yeni bir şey giremez. Ama oda boşalmaya başladığında… İşte o zaman bir fısıltı bile yankılanır.
Neden Bazı Sözler Günler Sonra Etki Eder?
İlginç ama gerçek: Kadınları etkileyen sözler her zaman anında karşılık bulmaz. Bazıları gecikmeli çalışır.
Araştırmalar, kadın zihninin deneyimleri daha bütünsel işlediğini söylüyor. Yani bir söz, söylendiği anda değil; daha sonra, yalnız kalındığında ya da beden gevşediğinde tekrar ortaya çıkabiliyor.
Bu yüzden bazen kadın “O gün söylediğin bir şey var ya…” diye başlar. Ve sen hatırlamakta zorlanırsın. Ama onun zihninde o cümle çoktan büyümüştür.
Bana göre bu, erotik dilin en güçlü yanlarından biri. Etkisi geç değil; derin gelir.
Akılda Kalan Erotik Cümlelerin Ortak Özellikleri
Şimdi biraz toparlayalım. Araştırmalar ve gözlemler şunu söylüyor: Uzun süre akılda kalan sözlerin bazı ortak özellikleri var.
Birincisi, bu sözler genellikle kişiye özeldir. Herkese söylenebilecek cümleler değildir. İkincisi, net bir sonuç vaat etmez; bir his bırakır.
Üçüncüsü ve belki de en önemlisi: Bu cümleler, kadının kendini nasıl hissettiğine odaklanır. Nasıl göründüğüne değil.
“Yanındayken daha yavaş nefes aldığını fark ediyorum” gibi bir cümle, bedeni doğrudan hedef almaz ama bedenin farkında olunduğunu hissettirir. İşte bu yüzden kalıcıdır.
Kadınları Etkileyen Sözler Neden Bazen Sessizce Çalışır?
Şunu kabul edelim: Her etki alkışla gelmez. Bazı sözler sessizce çalışır. Kadın tepki vermez, konu değişir, konuşma biter… Ama o cümle orada kalır.
Psikoloji bunu “içsel işleme” olarak tanımlar. Yani dışarıdan bir tepki yoktur ama içeride bir hareket vardır.
Bence kadınları etkileyen sözlerin en tehlikeli (ve en güzel) tarafı da bu. Etkisini hemen göremezsin. Ama görmediğin yerde çalışır.
Bu Bölümün Özeti
Buraya kadar şunu netleştirdik: Kadınları etkileyen sözler sadece ne söylendiğiyle değil, ne zaman söylendiğiyle de ilgilidir.
İlk cümle kapıyı açar, son cümle zihni kilitler. Aradaki boşluklarda ise arzu dolaşır.
Ve bazen en güçlü etki, konuşma bittikten sonra başlar.
Uzun İlişkilerde Erotik Dil Neden Zorlaşır?
Şunu inkâr etmeyelim: Zaman geçtikçe sözler de eskir. Bir zamanlar kalp atışını hızlandıran cümleler, bir süre sonra arka plan gürültüsüne dönüşebilir. Ama bu, arzunun bittiği anlamına gelmez. Sadece dilin güncellenmesi gerektiğini gösterir.
Araştırmalar, kadınların uzun ilişkilerde söylenen sözleri artık “ne söylendiği”nden çok “neden şimdi söylendiği” üzerinden değerlendirdiğini gösteriyor. Yani bağlam, kelimenin önüne geçiyor.
Ben bunu şöyle görüyorum: İlk başlarda sözler keşif gibidir. Sonra alışkanlık olur. Ama doğru evrilirse, yeniden meraka dönüşebilir.
Alışkanlık ve Arzu Aynı Yatakta Uyur mu?
Psikoloji literatüründe sık geçen bir konu var: Alışkanlık güven verir, arzu ise belirsizlik ister. İlk bakışta çelişki gibi duruyor ama aslında doğru dil kurulduğunda bu ikisi birlikte var olabilir.
Kadınları etkileyen sözler, uzun ilişkilerde genellikle tanıdıklıkla sürprizi aynı anda taşır. Yani “Seni tanıyorum” derken, “Hâlâ şaşırtıyorsun” alt metnini verir.
Mesela “Seni yıllardır izliyorum ama bazı anların hâlâ yeni geliyor” gibi bir cümle… Bu, hem geçmişi kabul eder hem de bugünü canlı tutar.
Kadınların Artık Duymak İstemediği Klişeler
Burada biraz dürüstlük zamanı. Bazı cümleler var ki, ne kadar iyi niyetle söylenirse söylensin, etkisini çoktan kaybetmiş durumda.
“Her zamanki gibi güzelsin”, “Sen zaten mükemmelsin”, “Beni her zaman etkiliyorsun” gibi cümleler… Sorun şu değil: Yanlış olmaları. Sorun, fazla tanıdık olmaları.
Kadınlar bu cümleleri duyduğunda, çoğu zaman kelimeyi değil, otomatikliği hissediyor. Otomatik olan şey ise erotik değildir.
Araştırmalar, özellikle kişiye özel gözlem içermeyen övgülerin uzun vadede duygusal mesafe yaratabildiğini söylüyor. Yani iyi niyet, yanlış dilde boşa gidebilir.
Erotik Dil Zamanla Nasıl Evrilmeli?
Kadınları etkileyen sözler, ilişkinin evresiyle birlikte değişmeli. İlk zamanlardaki gizemli imalar, zamanla daha derin farkındalıklara dönüşmeli.
Başta “Bu bakışın etkileyici” denirken, ilerleyen zamanda “Bazen hiçbir şey yapmadan bile ortamın havasını değiştiriyorsun” denebilir. Bu, sadece bedeni değil, varlığı arzulamaktır.
Bence uzun ilişkilerde erotik dilin sırrı burada: Kadını sadece istemek değil, onunla birlikte değiştiğini göstermek.
Arzunun Yeniden Uyanması İçin Küçük Dil Dokunuşları
Araştırmalar, büyük laflardan çok küçük ama yerinde söylenen cümlelerin etkili olduğunu söylüyor. Özellikle beklenmedik anlarda gelen sözler.
“Şu an seni izlemek hoşuma gidiyor” gibi sade bir cümle, doğru anda söylendiğinde uzun bir gecenin kapısını aralayabilir. Çünkü bu söz, performans değil, farkındalık taşır.
Ve farkındalık, arzunun en sessiz ama en güçlü tetikleyicisidir.
Bu Bölümden Kalan Asıl Gerçek
Uzun ilişkilerde kadınları etkileyen sözler, geçmişe takılı kalmaz. Ama geçmişi inkâr da etmez. Tanıdıklıkla merakı aynı cümlede buluşturur.
Arzu, “ilk günkü gibi” olmaktan çok, “bugün de canlı” olmaya ihtiyaç duyar.
Kadınları Etkileyen Sözlerin Altındaki Asıl Mekanizma
Buraya kadar okuduysan şunu fark etmiş olmalısın: Kadınları etkileyen sözler tek tek cümlelerden ibaret değil. Asıl mesele, o sözlerin arkasındaki zihinsel ve duygusal duruş.
Bilimsel araştırmalar bize şunu söylüyor: Kadınlar, sözleri kelime kelime değil; niyet, bağlam ve his olarak algılıyor. Yani “ne söylediğin” kadar, “nereden söylediğin” de önemli.
Ben bu raporu okurken şunu düşündüm: Kadınlar aslında sözlere değil, o sözlerin açtığı alana tepki veriyor. Alan varsa arzu var. Alan yoksa en cesur cümle bile boğucu oluyor.
Arzu Neden Zihinden Başlar?
Erkeklerin sık yaptığı bir hata var: Arzunun bedende başladığını sanmak. Oysa araştırmalar, kadınlar için arzunun çoğu zaman zihinsel bir süreç olduğunu gösteriyor.
Mecazlı sözler, imalar, yarım bırakılan cümleler… Bunların hepsi zihni harekete geçiriyor. Zihin harekete geçtiğinde, beden çok geçmeden onu takip ediyor.
Bunu şöyle hayal et: Zihin bir anahtar, beden ise kapı. Anahtarı çevirmeden kapıyı zorlamaya çalışırsan, sadece gürültü çıkarırsın.
“Ne Söylemeliyim?” Değil, “Nasıl Bir Yerde Durmalıyım?”
Bu yazının belki de en önemli noktası burası. Kadınları etkileyen sözler bir liste değildir. Ezberlenmez. Çünkü mesele cümle değil, pozisyon.
Güvende misin? Acele etmiyor musun? Karşındakini bir hedef gibi değil, bir deneyim gibi görüyor musun? İşte bu soruların cevabı, söylediğin her cümleye sızar.
Bu yüzden bazen en etkili söz, tek kelime bile değildir. Bir bakış, bir duraksama, bir sessizlik… Hepsi dilin parçasıdır.
Bilimin Söylediği Son Söz
Araştırmaları topluca değerlendirdiğimizde ortaya net bir tablo çıkıyor:
- Mecazlı ve yaratıcı sözler, kadınlar tarafından daha çekici bulunuyor.
- Davranışla desteklenmeyen sözler kısa sürede etkisini kaybediyor.
- Güven hissi olmadan erotik dil çalışmıyor.
- Aşırı ve klişe övgüler arzuyu zayıflatıyor.
- En güçlü etki çoğu zaman gecikmeli ortaya çıkıyor.
Yani kadınları etkileyen sözler, hızla söylenen laflar değil; doğru zamanda, doğru yerde bırakılan izler.
Son Bir Düşünce
Bu yazıyı bitirirken sana şunu söylemek istiyorum: Kadınları etkilemek, “etkilemeye çalışmak” değildir. Etki, zorlandığında değil; olduğunda ortaya çıkar.
Sözlerin yavaşsa, niyetin netse, sınırları hissediyorsan… Zaten söyleyeceğin cümleler kendiliğinden doğru yere düşer.
Ve belki de en erotik cümle şudur: Hiçbir şey kanıtlama ihtiyacı duymadan, sadece orada durabilmek.
Kadınları etkileyen sözler; bağırmaz, zorlamaz, acele etmez. Fısıldar. Alan açar. Zihinde dolaşır. Bedende yankılanır.
Gerisi zaten kendiliğinden gelir.
Bu yazıyı okurken aklına gelen bir cümle oldu mu? Yorumlara yaz, yazıyı beğendiysen paylaşmayı da ihmal etme.







