Cinsel Yaşam

Romantik İlişkilerde Tahrik Edici Sözler Ne İşe Yarar?

Tahrik edici sözler ilişkiyi güçlendirir mi yoksa uzaklaştırır mı? Bilimsel verilerle etkilerini, sınırlarını ve doğru kullanımını keşfet.

Bu yazıyı hazırlarken ilk aklıma gelen şey şu oldu: İnsanlar neden hâlâ “konuşmanın” ilişkilerde ne kadar güçlü bir araç olduğunu küçümsüyor? Özellikle konu tahrik edici sözler olunca, çoğu kişi ya fazla abartıyor ya da tamamen kaçıyor.

Kısaca anlatayım. Tahrik edici sözler; partnerler arasında cinsel anlamda uyarıcı, kışkırtıcı ya da erotik bir dil kullanımı demek. Flörtün ilk günlerinden uzun soluklu evliliklere kadar uzanan geniş bir yelpazede, çiftlerin birbirini cezbetmek veya heyecanı diri tutmak için başvurduğu bir iletişim biçimi.

Doğru zamanda, doğru tonda ve en önemlisi karşılıklı rıza ile kullanıldığında, bu sözlerin ilişkiye ciddi bir canlılık kattığını söylemem lazım. Hem duygusal hem de fiziksel yakınlığı besleyebiliyor. Zaten araştırmalar da bunu söylüyor: Cinsel ihtiyaçlarını ve arzularını konuşabilen çiftler, ilişkilerinde genelde daha güçlü bir bağ kuruyor.

Ama işin bir de diğer yüzü var. Bu tür konuşmalar fazlasıyla öznel. Yani herkes için aynı etkiyi yaratmıyor. Yanlış zamanlama, sert bir üslup ya da karşı tarafın sınırlarını yok saymak… İşte bunlar olayı bir anda tersine çevirebiliyor.

O yüzden bu yazıda tahrik edici sözler konusunu; duygusal yakınlık, cinsel tatmin, iletişim kalitesi, güven duygusu ve uzun vadeli bağlılık gibi başlıklar altında, hem artılarıyla hem de riskleriyle masaya yatırıyorum.

Sponsor

Duygusal Bağ ve Yakınlık: İşin Kalbi Burada

Şunu net söyleyeyim: Bir ilişkide mahrem konuları rahatça konuşabiliyorsan, orada ciddi bir duygusal yakınlık vardır. Cinsel isteklerini, fantezilerini ya da hoşuna giden şeyleri partnerinle paylaşabilmek, “Ben sana güveniyorum” demenin en çıplak hâli.

Tahrik edici sözler de tam bu noktada devreye giriyor. Çünkü bu tür ifadeler, partnerler arasında son derece özel ve savunmasız bir iletişim alanı yaratıyor. Düşünsene… Herkesle paylaşamayacağın bir arzuyu, sadece onunla konuşuyorsun. Bu bile başlı başına bağ kurucu bir şey.

Benim fark ettiğim şey şu oldu: Birbirine dürüstçe arzularını anlatabilen çiftler, sadece yatakta değil, duygusal olarak da daha yakın hissediyor. Çünkü “anlaşıldım” duygusu, insanı otomatik olarak karşı tarafa yaklaştırıyor.

Uzmanlar da bunu destekliyor. Kışkırtıcı dilin yalnızca bedensel bir uyarım olmadığını; aynı zamanda zihinsel ve duygusal bir paylaşım sunduğunu söylüyorlar. Yani olay sadece fiziksel değil, kafa ve kalp de işin içinde.

Ama Küçük Bir Şart Var: Güven

Burada durup ciddi bir parantez açmam lazım. Bu kadar mahrem bir iletişim için sağlam bir güven duygusu şart. Eğer taraflardan biri bu konuşmalarda kendini rahat hissetmiyorsa, iş büyümeden tatsızlaşabiliyor.

Mesela bir partnerin kullandığı cinsel içerikli bir ifade, diğerinin sınırlarını zorluyorsa… O sıcak hava bir anda dağılabiliyor. Yakınlık yerini utanca, hatta duygusal uzaklaşmaya bırakabiliyor.

Araştırmalar da bunu doğruluyor. Bazı lakaplar ya da aşırı müstehcen sözler, kimi insanlar için tam bir turn-off. İlginç olan şu: Bir grubu fazlasıyla tahrik eden bir ifade, başka bir grup için “asla” kategorisinde yer alabiliyor.

Yani burada mesele şu: Doğru dozajı tutturmak. Çizgiyi aşarsan, romantik etkileşimin o güvenli ve sıcak havası bir anda dağılabiliyor. Hatta kendini hiç istemediğin o meşhur “%20’lik dilimin” içinde bulabilirsin.

Peki bunun çözümü ne? Aslında çok basit ama çoğu çiftin atladığı bir şey: Açık açık konuşmak. Sınırları netleştirmek, neyin hoş neyin rahatsız edici olduğunu dürüstçe paylaşmak. Araştırmacıların da altını çizdiği gibi, sağlıklı bir erotik iletişimin temelinde bu yatıyor.

Cinsel Tatmin ve Arzunun Artması: Kelimelerin Yatak Odasındaki Gücü

Şimdi dürüst olayım: tahrik edici sözler denince çoğu insanın aklına ilk olarak cinsel tatmin geliyor. Ve evet, bu hiç de haksız bir çağrışım değil. Çünkü araştırmalar açıkça şunu söylüyor: Seks hakkında konuşabilen çiftler, genelde seks hayatlarından daha memnun.

Sponsor

Örneğin 38.000’den fazla kişinin verilerinin incelendiği dev bir meta-analizde, partnerler arasında cinselliğe dair iletişim ile hem ilişki memnuniyeti hem de cinsel tatmin arasında güçlü bir bağ bulunmuş. Özellikle cinsel tatminle olan ilişki dikkat çekici: Korelasyon katsayısı r = 0.43. Yani iletişim arttıkça, tatmin de ciddi biçimde artıyor.

Ben bunu şöyle yorumluyorum: İsteklerini söyleyebildiğin, hoşlandığın ya da hoşlanmadığın şeyleri saklamak zorunda kalmadığın bir ortamda, seks zaten otomatik olarak daha iyi oluyor. Çünkü karşı taraf ne istediğini biliyor, sen de anlaşılmış hissediyorsun.

Araştırmalar da bunu destekliyor. Yatakta sözlü ya da bedensel işaretlerle iletişim kuran çiftler, sessiz kalanlara göre hem ilişkilerinden hem de cinsel yaşamlarından daha memnun. Dokunurken yönlendirmek, hoşuna giden bir şeyi belli etmek ya da basitçe “şu an bu çok iyi” demek bile fark yaratıyor.

Kısacası, iletişim arttıkça seks kalitesi de artıyor. Bu kadar net.

Dirty Talk Neden Bu Kadar Etkili?

Gelelim işin biraz daha “ateşli” tarafına. Doğru kullanıldığında, tahrik edici sözler cinsel arzuyu ciddi biçimde tetikleyebiliyor. Hatta bu durumun bilimsel bir açıklaması bile var.

18 ile 83 yaş arasında yaklaşık bin kişinin katıldığı uluslararası bir ankette, katılımcıların %90’ı partnerleriyle aralarındaki “doğru türden erotik konuşma” sayesinde cinsel olarak uyarıldıklarını söylüyor. Bu oran bana göre az buz değil.

Peki bu neden oluyor? Nöropsikolojik araştırmalar, müstehcen ya da uyarıcı sözlerin beynin haz ve dürtü merkezlerini harekete geçirdiğini gösteriyor. Özellikle hipotalamus (cinsel dürtü ve hormonlarla ilgili merkez) ve amigdala (heyecan ve risk algısıyla ilişkili merkez) bu noktada devreye giriyor.

Yani dirty talk, beynine küçük bir “tehlike ama tatlı” sinyali gönderiyor. Bir seks ve nöropsikoloji uzmanının dediği gibi, bu tür konuşmalar beynin birçok bölgesini aynı anda çalıştırıyor. Sonuç? Hem bedensel hem zihinsel uyarılma.

Hatta işin ilginç yanı şu: Toplumsal olarak “ayıp” sayılan davranışlarla benzer bölgeleri tetiklediği için, bazen ne kadar sınırları zorluyorsa o kadar etkili olabiliyor. Tıpkı yasak bir kapıyı aralamak gibi… Küçük bir adrenalin patlaması yaratıyor.

Kısacası, tahrik edici sözler sadece dokunmaya eşlik eden kelimeler değil. Dokunmanın ötesine geçip, zihinsel bir cinsel deneyim yaşatabiliyor.

Kaynak: Let’s Talk Sex: The Science of Your Brain on Dirty Talk

Yanlış Bir Kelime Her Şeyi Bitirebilir mi? Evet.

Şimdi işin karanlık tarafına gelelim. Çünkü bu madalyonun bir de öbür yüzü var. Tahrik edici sözler her zaman işe yarar mı? Maalesef hayır.

Aynı ankete göre katılımcıların %20’si, partnerlerinin yatakta kullandığı uygunsuz ifadeler yüzünden o ana kadar süren cinsel birlikteliği aniden durdurduklarını söylüyor. Yani beşte bir kişi için yanlış bir kelime, bütün havayı söndürebiliyor.

Bu bana şunu düşündürüyor: Erotizm kişisel bir alan. Birinin “çok ateşli” bulduğu bir ifade, başkası için fazlasıyla itici olabilir. Özellikle hakaret içeren ya da saldırgan tonda söylenen sözler, bazı insanlar için cinsel isteği tamamen yok edebiliyor.

Araştırmalarda en çok tartışma yaratan konulardan biri de lakaplar. Bir grup için aşağılayıcı bulunan bir lakap, başka bir grup için üçüncü sırada en tahrik edici unsur olabiliyor. Yani ortada evrensel bir doğru yok.

Sponsor

Bu yüzden ilişki terapistleri genelde aynı noktayı vurguluyor: Dozu iyi ayarla ve acele etme. En baştan sert ve ağır sözlerle girmek yerine, imalı sorularla başlamak, küçük iltifatlar eklemek ya da partnerinin tepkilerini gözlemlemek çok daha sağlıklı.

Ankete katılanların büyük çoğunluğu, partnerinin isteklerini kibar ama çekici bir dille ifade etmesini en beğendikleri dirty talk biçimi olarak tanımlıyor. Bu da şunu gösteriyor: Dürüstlük ve yönlendirme, çoğu zaman itici değil; tam tersine arzu uyandırıcı.

İletişim Kalitesi: Seks Konuşulabiliyorsa, Diğeri de Konuşulur

Benim bu konuyu okurken en çok takıldığım noktalardan biri şu oldu: İlişkilerde iletişim kalitesini genelde “ne kadar kavga etmiyoruz” üzerinden ölçüyoruz. Oysa asıl mesele, zor ve utandırıcı konuları ne kadar rahat konuşabildiğimiz.

Cinsellik de tam olarak bu zor başlıklardan biri. Birçok çift için seks hakkında konuşmak, gündelik dertleri konuşmaktan bile daha stresli. İşte bu yüzden tahrik edici sözler de dahil olmak üzere cinsel konuları rahatça konuşabilmek, ilişkinin genel iletişim sağlığına dair güçlü bir ipucu veriyor.

Araştırmalar da bunu destekliyor. Cinsellik hakkında rahatça konuşabilen çiftler, genelde ilişkilerinin diğer alanlarında da daha açık ve rahat oluyor. Yani yatakta konuşabilen insanlar, mutfakta, salonda, hayatta da konuşabiliyor.

Bir çalışmada, yatakta ister sözlü ister sözsüz şekilde aktif iletişim kuran kişilerin — yani isteklerini dile getiren, tepkilerini belli edenlerin — hem partnerleriyle iletişimlerinden hem de seks hayatlarından daha memnun olduğu bulunmuş. Bana göre bu şaşırtıcı değil.

Çünkü en mahrem alanda bile açık olabiliyorsan, bu ilişkinin geri kalanına da yansıyor. Açıklık bulaşıcı bir şey.

Konuşulamayan Seks, Konuşulamayan Sorunlar Demek

Şimdi işin can sıkıcı tarafına geçelim. Cinsellik konuşulamıyorsa ne oluyor? Cevap basit ama sert: Sorunlar birikiyor.

Partnerler cinsel ihtiyaçlarını, sınırlarını ya da hoşnutsuzluklarını dile getiremediğinde; hayal kırıklıkları, yanlış anlamalar ve içe atmalar başlıyor. Üstelik bu sadece yatak odasında kalmıyor, ilişkinin tamamına yayılıyor.

Ünlü ilişki araştırmacısı John Gottman’ın verileri burada oldukça çarpıcı. Birbiriyle cinselliği rahatça konuşamayan çiftlerin sadece %9’u cinsel yaşamlarından memnun olduğunu söylüyor. Geri kalan büyük çoğunluk ise konuşamadığı için tatminsizlik yaşıyor.

Bu sayı bana şunu düşündürdü: İnsanlar çoğu zaman “konuşursam büyü bozulur” diye susuyor ama aslında suskunluk büyüyü çoktan bozmuş oluyor.

Partnerinin tepkisinden çekinerek susmak, ima yoluyla mesaj vermeye çalışmak ya da beklentileri karşı tarafın anlamasını beklemek… Bunların hepsi iletişim kalitesini düşüren şeyler.

“Utandırıcı Olur” Korkusu İlişkiyi Sessizce Aşındırır

Bazı insanlar için seks hakkında konuşmak hâlâ tabu. Utanılacak bir şey gibi algılanıyor. Hatta kimi zaman “ayıp”, “garip” ya da “fazla açık” bulunabiliyor.

Bir de işin korku tarafı var. “Ya yanlış anlar?”, “Ya gülerse?”, “Ya rahatsız olursa?” düşüncesi, birçok insanı suskunluğa itiyor. Ama bu çekingenlik, çiftlerin birbirini doğru anlamasını engelliyor.

İletişimde netlik olmayınca, özellikle cinsel yaşamda memnuniyetsizlik doğuyor. Daha kötüsü, bu memnuniyetsizlik dile getirilemediği için bir kısır döngü oluşuyor. Kimse konuşmuyor, kimse mutlu olmuyor.

Sponsor

Bu yüzden iletişim kalitesini artırmak isteyen çiftlerin, cinsellik konusunu da doğru zaman ve dille konuşabilecekleri bir güven alanı yaratmaları gerekiyor. Aksi hâlde iletişimsizlik, sadece seks hayatını değil, duygusal yakınlığı da sessizce kemiriyor.

Kısacası şunu söyleyebilirim: Seks konuşulamıyorsa, büyük ihtimalle başka şeyler de konuşulamıyordur.

Kaynak: Talking About Sex Is More Intimate Than Having Sex

Güven ve Açıklık: Bu İşin Temeli Sağlam Olmazsa Olmaz

Şunu baştan söylemem lazım: tahrik edici sözler meselesinde her şeyin kilit noktası güven. Güven yoksa, en masum kelime bile yanlış anlaşılabiliyor. Güven varsa, en cesur fantezi bile iki kişi arasında sıcak bir paylaşıma dönüşebiliyor.

Partnerine gerçekten güveniyorsan, en mahrem arzularını açmak çok daha kolay oluyor. İletişim kuramında buna “kendini açma” deniyor ve genelde şu sırayla ilerliyor: Önce güveniyorsun, sonra paylaşıyorsun.

Cinsel içerikli konuşmalarda da durum aynı. İnsan, özel bir bilgisini paylaşmadan önce içinden şu soruları geçiriyor: “Bunu bana karşı kullanır mı?”, “Yargılar mı?”, “Başkasına anlatır mı?”

595 kişiyle yapılan bir anket çalışması da bunu doğruluyor. Katılımcılara göre, özel cinsel bilgileri partnerle paylaşma kararında en belirleyici unsur, bu bilginin kötüye kullanılmayacağına dair duyulan güven.

Bu güven olumlu bir tepkiyle karşılandığında işler daha da güzelleşiyor. Yargılanmadığını, küçümsenmediğini, aksine anlaşıldığını hisseden biri, bir sonraki sefer çok daha açık oluyor. Böylece çift arasında bir “açıklık döngüsü” oluşuyor.

Açıklık güveni, güven açıklığı besliyor. Uzun vadede de bu döngü, hem duygusal hem cinsel tatmini ciddi biçimde artırıyor.

İyi Seksin Altında Yatan Şey: Güvenli Dostluk

Araştırmalardan çıkan bir başka ilginç sonuç şu: Tatmin edici bir cinsel yaşam, çoğu zaman sağlam bir dostluk ve güven temelinden filizleniyor.

Partnerlerin duygusal olarak bağlantıda kaldığı, rahatça konuşabildiği ilişkilerde seks de daha doyurucu oluyor. Yani iyi seks, çoğu zaman “iyi arkadaş olma” hâlinin bir uzantısı.

Bu da bana şunu düşündürdü: tahrik edici sözler, ancak bu güvenli zeminin üzerinde yükseldiğinde gerçek gücünü gösteriyor. Aksi hâlde, tek başına bir işe yaramıyor.

Güven Yoksa Erotik İletişim Ters Teper

Şimdi işin can yakan tarafına gelelim. Güven yoksa ne oluyor? O zaman erotik iletişim bağ kurmak yerine bağ koparıyor.

Eğer bir partner, paylaştığı mahrem bilgilerin alay konusu yapılacağından ya da izni dışında başkalarıyla paylaşılacağından korkuyorsa, bu ciddi bir güven sarsıntısı yaratıyor.

Ne yazık ki dijital çağda bunun örnekleri az değil. Araştırmalar, partnerine gönderilen müstehcen mesaj ve fotoğrafların sıkça izinsiz şekilde üçüncü kişilerle paylaşıldığını gösteriyor.

Sponsor

Böyle bir ihlal, sadece mahremiyet duygusunu değil, insanın genel olarak karşısındaki kişiye duyduğu güveni de yerle bir ediyor.

Aynı şey sözlü paylaşımlar için de geçerli. Bir partner cinsel bir fantezisini açtığında, karşı taraf bunu küçümser ya da sert bir tepki verirse; paylaşan kişi kendini incinmiş ve pişman hissedebiliyor.

Sonrasında ne oluyor? İçe kapanma. Bir daha açılmak istememe. Duygusal mesafenin artması.

Zamanla bu güvensizlik, cinsel iletişimin dürüstlüğünü de baltalıyor. İnsanlar gerçek isteklerini söylemek yerine rol yapmaya, kaçınmaya ya da “mış gibi” davranmaya başlıyor.

Bu da hem duygusal hem cinsel tatmini düşürüyor.

O yüzden altını çizerek söylüyorum: Tahrik edici sözlerin pozitif etkileri ancak gizlilik, saygı ve güven ilkeleri korunduğunda sürdürülebilir.

Partnerinin, bu konuşmaların ilişkinin içinde kalacağını ve yargılanmayacağını bilmesi hayati önem taşıyor. Güven varsa, en cesur kelimeler bile ilişkiyi güçlendirebilir. Güven yoksa, en masum cümle bile sorun yaratabilir.

Kaynak: The Impact of Sexting on Relationships and Mental Health

Bağlılık ve İlişkinin Uzun Vadeli Sağlığı: Dengeyi Kim Kuruyor?

İlişkiler zamanla değişiyor, bunu inkâr edemeyiz. Özellikle uzun süreli birlikteliklerde cinsel hayatın iniş çıkışları olması son derece normal. İşte bu noktada tahrik edici sözler, ilişkinin uzun vadede canlı kalmasına yardımcı olabilecek araçlardan biri olarak devreye giriyor.

Yıllar geçtikçe beden değişiyor, iş temposu artıyor, stres birikiyor, bazen sağlık sorunları bile araya giriyor. Ama araştırmalar şunu gösteriyor: Bazı çiftler, tüm bu değişimlere rağmen cinsel tatmini koruyabiliyor. Nasıl mı? İletişimle.

Cinsel açıdan mutsuz olan çiftlerin büyük bir kısmı, sorunlarının temelinde iletişim eksikliği olduğunu söylüyor. Buna karşılık, iyi iletişim kurabilen bazı çiftler; değişen arzu düzeylerine, ortaya çıkan problemlere rağmen ilişkilerinden memnun kalmaya devam ediyor.

Ben bunu şöyle okuyorum: Açık iletişim, uzun vadede ilişki için bir tür tampon mekanizma görevi görüyor. Küçük çatlaklar büyümeden fark ediliyor ve birlikte onarılıyor.

Partnerler zaman içinde değişen ihtiyaçlarını konuşabildikçe, sorunlar krize dönüşmeden çözüm bulunabiliyor. Cinsel rutini canlandıracak yolları keşfetmek ya da her iki tarafı da mutlu edecek alternatif yakınlık biçimleri geliştirmek mümkün oluyor.

Bağlılık Meselesi: Erotik İletişim Kimi Zaman Güçlendiriyor

Bir meta-analiz bulgusu oldukça dikkat çekici: Evli çiftlerde, cinsel iletişim ile ilişki mutluluğu arasındaki bağ; flört eden ya da daha kısa süreli ilişkilerdeki çiftlere kıyasla daha güçlü.

Bu bana şunu düşündürüyor: Uzun vadeli taahhüdün olduğu ilişkilerde, erotik iletişim ilişkiyi ayakta tutan unsurlardan biri hâline geliyor.

Sponsor

Yıllar içinde birbirine daha açık olmayı öğrenen çiftler, arzularını ifade ettikçe ve birbirlerinin ihtiyaçlarına duyarlı oldukça, ilişkilerine daha fazla yatırım yapıyor. Bu da sadakat ve bağlılık duygusunu pekiştiriyor.

Birbirini ihmal etmeme, istekleri görmezden gelmeme hâli; uzun vadede “ben bu ilişki için değerliyim” hissini besliyor.

Ama Her Şey Seks Olursa Ne Olur?

Burada yine denge meselesine geliyoruz. Eğer ilişki sadece cinsel mesajlar ya da tahrik edici sözler etrafında dönmeye başlarsa, duygusal temel zayıf kalabiliyor.

Dijital çağın bir parçası olan sexting üzerine yapılan çalışmalar bu konuda karışık sonuçlar sunuyor. Bazı araştırmalar, düzenli sexting’in cinsel heyecanı artırabildiğini ama bunun aynı zamanda duygusal bağlılığı azaltabileceğini öne sürüyor.

18–85 yaş aralığındaki yetişkinlerle yapılan bir çalışmada, partnerine çok sık müstehcen mesaj atan kişilerin cinsel tatminlerinin biraz daha yüksek; fakat ilişki bağlılıklarının daha düşük ve ilişki çatışmalarının daha fazla olduğu bulunmuş.

Hatta sexting sıklığı arttıkça, bu kişilerde duygusal yakınlıktan kaçınma ve ilişki kaygısında da artış gözlemlenmiş.

Bu bulgular bana şunu söylüyor: Erotik iletişim, duygusal iletişimin yerine geçmemeli. Onu tamamlamalı.

Sadece cinsel hazza odaklanıp duygusal paylaşımdan uzaklaşmak, uzun vadede duygusal boşluk hissine ve ilişkiye yabancılaşmaya yol açabiliyor.

Daha da kötüsü, tahrik edici sözlerin kötüye kullanımı — örneğin başkalarıyla da bu tür iletişime girilmesi — bağlılık duygusuna doğrudan zarar veriyor.

Aynı araştırmalarda, çok sık sexting yapan kişilerin sosyal medyada sadakatsizlikle bağlantılı davranışlara daha yatkın olduğu da rapor edilmiş.

Bu yüzden altını çizerek söylüyorum: Uzun vadeli bir ilişki için denge şart.

Hem duygusal bağ beslenmeli hem de cinsel hayat canlı tutulmalı. Tahrik edici sözler, doğru kullanıldığında bu denklemi güçlendiren bir tutkal olabilir. Ama tek başına yeterli değildir.

Sağlıklı bir ilişki; hem yüreğin hem bedenin doyduğu, güvenle tutkunun yan yana yürüdüğü ilişkidir.

Sonuç: Kelimeler Ya Yaklaştırır Ya Uzaklaştırır

Toparlarsam… tahrik edici sözler, çiftlerin elinde doğru kullanıldığında ilişkiyi ciddi anlamda renklendirebilen bir araç.

Bilimsel çalışmalar ve terapist gözlemleri, cinsel isteklerini ve fantezilerini açıkça paylaşabilen çiftlerin ilişkilerinin genelde daha güçlü olduğunu gösteriyor.

Sponsor

Karşılıklı rıza, saygı ve empati çerçevesinde kullanıldığında; bu tür erotik iletişim duygusal bağı derinleştirebilir, cinsel tatmini artırabilir, iletişim kalitesini yükseltebilir ve güven duygusunu pekiştirerek ilişkinin uzun vadeli sağlığına katkı sağlayabilir.

Ama her şey bu kadar pembe değil. Yanlış zamanda, yanlış üslupla ya da hazırlıksız bir partnere yöneltilen cinsel ifadeler; utanma, kırılma ve isteksizlik yaratabilir.

Eğer sınırlar konuşulmadan ve güven tesis edilmeden bu alana girilirse, iletişim kopuklukları ve güvensizlikler kaçınılmaz olur.

Bu yüzden her çiftin kendi sınırlarını, ortak zevk alanlarını ve rahatlık seviyesini birlikte keşfetmesi gerekir.

Unutma: Bu kadar mahrem bir iletişim biçiminde anahtar kelimeler rıza, saygı ve empati.

Doğru kullanıldığında tahrik edici sözler, ilişkinin bağlarını güçlendirebilir. Yanlış kullanıldığında ise sessiz bir mesafe yaratabilir.

Önemli olan, seninle partnerinin neyin size iyi geldiğini birlikte belirlemesi.

İşte o zaman, duygusal yakınlık ile cinsel tutku dengeli bir şekilde aynı masada oturabiliyor.


Sen bu konuda ne düşünüyorsun? Tahrik edici sözler ilişkide işe yarar mı? Deneyimini yorumlarda paylaş, yazı sana tanıdık geldiyse sevdiklerine de gönder.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün!