İlişkiler

Bir Erkekle Nasıl Konuşulur? Onu Etkilemenin 40+ Yolu

Bir erkekle nasıl konuşulur merak mı ediyorsun? Onu etkilemek, ilgisini çekmek ve bağ kurmak için işe yarayan 40+ etkili yöntemi keşfet.

Bir erkekle nasıl konuşulur ve onu aklından çıkamayacağın biri hâline getirirsin? İhtiyacın olan her şey burada!

Bak, şu “bir erkekle nasıl konuşulur” meselesi var ya… Kulağa basit geliyor ama işin içinde minicik detaylar var; o detaylar da bazen “Vay be, demek fark buradaymış” dedirtiyor.

Hoşlandığın biriyle konuşmak, seni iki farklı kategoriye koyabiliyor: Birincisi, ortama girince erkekleri kendine çeken ve konuşma bittikten sonra bile akılda kalan kız. İkincisi ise “fazla uğraşıyor” gibi görünen kız. İkisi arasındaki fark çoğu zaman güzellik değil; konuşmanın verdiği his.

Ve şunu içtenlikle söyleyeyim: Buradaki hedef, tek bir erkeği “numarayla” etkilemek değil. Çünkü mesele “şu çocuğu tavlamak” gibi tek hedefli bir oyun olsaydı, herkes ezber cümleyle hallederdi. Ama insan ilişkisi öyle çalışmıyor.

Erkeklerin büyük çoğunluğunun ortak bir zaafı var: Onlara iyi hissettiren kadınlar. Kendilerini değerli, rahat, takdir edilmiş hissettiklerinde o bağ kendiliğinden kuruluyor.

Yani sen bir erkeğin yanında “iyi his” bıraktığında, onun seni sevmesi ve seninle vakit geçirmek istemesi otomatikleşmeye başlıyor. Garip ama gerçek.

Sponsor

Eğer onu zaten tanıyorsan, harika bir avantaj. Çünkü temel güven ve rahatlık zaten oluşmuş olur.

Tanımıyorsan? Dert değil. Dikkatini çekmek ve konuşmaya kapı aralamak, doğru küçük hamlelerle her yerde mümkün.

Bir erkekle nasıl konuşulur ve konuşma bittiğinde “daha” ister?

Bir dahaki sefere hoşlandığın biriyle konuştuğunda, aklına şunlar gelsin. Abartmıyorum, bu detaylar seni hayal ettiğinden daha çekici gösterebilir.

Şunu bilmen rahatlatacak: Ona göre konuşmalarını baştan yaratman gerekmiyor. Kendini başka birine çevirmene hiç gerek yok. Sadece birkaç basit kural var; hepsi bu.

Erkekler genel olarak pek çok kadını beğenebilir. Ama bazı kadınlar vardır ki, erkek onların yanında kendini “özel” ve “istenen” hisseder. İşte o zaman “daha çok” ister.

Şimdi anlatacaklarımı bir kez bile uygularsan, bir sonraki konuşmanda farkı çıplak gözle görmen çok olası.

Onun seni tavlamasını beklemek zorunda değilsin

Hadi dürüst olalım: Yıllardır ilişkilere girişte yük genelde erkeklere yıkılmış. “İlk adımı o atsın, en iyi cümleyi o bulsun, beni o kazansın…”

Tamam, bu bazen romantik. Ama bazen de gereksiz bir bekleyişe dönüşüyor. Hele ki hoşlandığın erkek pek çaba göstermiyorsa, sen kenarda “Acaba?” diye düşünürken günler geçiyor.

İşte burada küçük bir gerçek devreye giriyor: Bazen tatlı tatlı devreye girmen gerekir. Yani onu sen etkileyeceksin, o seni değil. Bu, “peşinden koşmak” değil; kontrolü nazikçe eline almak.

Üstelik sanılanın aksine zor değil. Doğru yaptığında hem eğlenceli hem de özgüvenli hissettiriyor.

Sponsor

Bir erkekle konuşurken gizli anahtar: İncelik

Bir erkeğin sana ilgi duymasını istiyorsan, beden dilinde ve tavrında ince olman çok iş görür. Erkekler kendi “planlarını” bazen fazla belli eder; ama kadından daha zarif bir yaklaşım beklerler.

İncelik şu demek: İlgini gösterirsin ama bağırmazsın. Yaklaşırsın ama yapışmazsın. İpucu verirsin ama “ben sana aşığım” pankartı açmazsın.

Bu tarz bir incelik, onun dikkatini çekerken “bu nasıl oldu ya?” dedirtecek kadar da fark ettirmeden çalışır. Yani o sana çekilir, ama bunu çoğu zaman ilk anda kendine bile itiraf edemez.

Bir de küçük uyarı: Bu taktikler çoğu erkekte işe yarar, evet. Ama herkese uygulamak zorunda değilsin. Özel hamleler, özel kişi içindir. Yoksa “tatlı flört” değil “herkese aynı” gibi görünme riskin olur.

Bir erkekle nasıl konuşulur ve o da seni sever?

Şimdi geldik işin can alıcı kısmına. Dikkatini çektin, sohbet başladı… Peki sonra?

Şimdi sıralayacağım maddeler, konuşma sırasında onun “seninle iyi hissediyorum” duygusunu büyüten şeyler. Benim gözümde bunlar, flörtün küçük ama etkili tuşları.

1. Daha sık gülümse

Bir dahaki konuşmanda kendine mini bir hedef koy: Daha çok gülümse. Şakasına gül, komikse kıkırda, hatta bazen ortada özel bir sebep yokken bile dudakların hafif yukarı çıksın.

Çünkü mutluluk saklanmıyor. Sen iyi hissediyorsan bu yüzüne yerleşiyor ve karşı tarafa “Burada keyif var” mesajı gidiyor.

Erkeklerin çoğu için bir kadını güldürmek ya da gülümsetmek küçük bir başarı gibi. “Ben bunda iyiyim” hissi verir. Ve bu his, tahmin ettiğinden çok daha bağlayıcı.

Konuşma sırasında gülümseyip hafifçe kızardığında (evet, o “utanmış gibi” hâl), onun içinde “ben onun yanında iyi gidiyorum” düşüncesi çalışır. Sonuç? Sohbeti uzatmak ister.

Bir de şunu fark etmişsindir: Gülümseyen kadın daha yaklaşılabilir görünür. Enerjisi “gel konuşalım” der. Kocaman bir gülümseme, resmen özgüvenin reklam panosu gibi çalışır.

Kısacası: Gülümseme, onu elinde hamur gibi yapabilir. (Kulağa iddialı geliyor ama çoğu zaman gerçek.)

2. Sürekli “Acaba o ne düşünüyor?”a takılmayı bırak

Hoşlandığın biriyle konuşurken zihnin içten içe şunu yapıyor olabilir: “Sıkıldı mı?”, “Yanlış mı söyledim?”, “Konuyu mu bozduğum?”

Ben de bunu çok gördüm: İnsan o kadar “karşı tarafı okuma” moduna giriyor ki, konuşmanın tadını kaçırıyor.

Rahatlamak istiyorsan, onun zihnini kontrol etmeyi bırak. Çünkü kontrol edemezsin zaten. Hem şöyle düşün: Eğer senin yanında olmaktan keyif alıyorsa, sen en saçma şeyi anlatsan bile dinler.

Sponsor

İşin püf noktası şu: Sen rahat olursan, o da rahatlar. Sen gerilince, o da “bir şey mi oldu?” diye gerilir. Yani en iyi strateji: Anda kal.

3. Utangaç değil, cilveli ve zarif ol

Tarih boyunca kadınlar centilmen erkekleri sevmiş, erkekler de zarif ve cilveli kadınlara çekilmiş. Bu çok eski bir hikâye.

Ama “utangaç” ile “cilveli” aynı şey değil. Utangaçlık gerçekten çekinmek. Cilvelilik ise bazen çekiniyormuş gibi yaparak daha çekici görünmek.

Mesela düşün: Bir şeye dalmışken saçınla oynaman, kendine özgü tatlı mimiklerin, konuşurken küçük ifadeler… Bunlar seni “aww çok tatlı” kategorisine taşır.

Kaynağın verdiği o komik örneği de söyleyeyim: Gözlerini bir kere kırpmak yerine iki kere kırp! Saçma mı? Evet. İşe yarıyor mu? Bazen evet. Çünkü o minik “fazlalık” seni daha oyunbaz gösterir.

Bu küçük davranışlar seni hem sevimli hem de çekici yapar. Ve çoğu erkek, böyle bir enerjiyi görünce “ben bunun şövalyesi olayım” moduna girebilir.

4. Ona dokun… ama çok ince bir şekilde

Şimdi burası hassas: Dokunmak güçlü bir şeydir. Ama dozu kaçarsa rahatsız eder.

Erkeklerin çoğu, bir kadının nazik ve yumuşak dokunuşuna istemsizce çekilir. Hatta bazı araştırmalar, konuşma sırasında yapılan küçük dokunuşların ilgiyi artırabildiğini söylüyor.

Ne demek bu? Kolunun ön kısmına çok kısa bir dokunuş, omzunun kenarına avucunu hafifçe koymak gibi… “Günlük ve uygun” temaslar.

Bu temaslar, “Ben sana yakınım” mesajını verir. Üstelik bunu büyük laflar etmeden yapar. Sonra bir bakmışsın, ilgisi büyümüş.

Buradaki altın kural şu: Doğal olsun. Zorlama olursa büyü bozulur.

5. “Erkeklik” tarafına küçük bir selam çak

Şimdi dürüst bir soru: Bir erkeğin içten içe en çok istediği şeylerden biri ne? Çoğu zaman cevap şu: “Erkek gibi hissetmek.”

Bu, “mağara adamı ol” demek değil. Ama küçük bir alan açtığında, onun içinde o tatlı “ben işe yarıyorum” hissi parlıyor.

Mesela en klasik örnek: Turşu kavanozu. Evet, o meşhur kavanoz! “Şunu açabilir misin?” demek bile bazen mucize yaratır. Ya da “Güçlüsün ya” gibi basit bir cümle.

Sen böyle küçük bir kapı açtığında, o da farkında olmadan sana kendini daha çok kanıtlamak ister. Çünkü onu “erkek” hissettiren biri olarak seni zihninde özel bir yere koyar.

Sponsor

6. Ona iltifat et… ama “ince ayarlı” iltifat

İltifat her zaman iki insanı yakınlaştırır. Ama burada önemli olan “ne söylediğin” kadar “nasıl söylediğin”.

Kim “Bugün harika görünüyorsun” duymak istemez? Hatta kaynak metnin dediği gibi, “Ryan Gosling’e benziyorsun” gibi bir şey bile bazen erkeğin egosunu roketler. (Ama lütfen Oscar konuşması gibi uzatma.)

Buradaki püf nokta şu: İltifatın gündelik ama akılda kalıcı olsun.

Sürekli “Çok yakışıklısın” demek yerine, “Şu renk sana çok yakışmış” de. Bu hem daha doğal hem de daha gerçek hissettirir.

Bir de şunu hedefliyoruz: Ona “Sana düştüm” mesajı vermek değil, “Seni fark ediyorum ve hoşuma gidiyor” mesajı vermek.

Bu tarz iltifatlar öyle bir çalışır ki, bir süre sonra o adamın dolabında o renk tişörtlerin sayısı artar. Cidden, bunu defalarca gördüm.

7. Arada bir “yardıma ihtiyacım var” kartını çek

Burada yanlış anlaşılma olmasın: Senin güçlü olman, kendi başının çaresine bakman şahane.

Ama erkeklerin büyük bir kısmı, “Ben ona destek olabiliyorum” hissini seviyor. Bu onları sana daha bağlı hâle getiriyor.

Kaynağın söylediği gibi, ara sıra “kurtarılacak prenses” moduna geçebilirsin. Bu, drama queen olmak değil. Minik minik yardım istemek.

Mesela “Şu kitaplar ağır, bir dakika tutar mısın?” ya da akşam karanlık bir sokakta “Benimle yürür müsün?” gibi.

Sen bir konuda ona dayandığında, o da kendini sana daha yakın hissediyor. Çünkü “Ben onun hayatında bir rol oynuyorum” duygusu geliyor.

Ve bir kez bu duyguyu tattı mı, bir sonraki sefer yardım etmeye daha hızlı koşabiliyor.

8. Koruyuculuk içgüdüsünü hafifçe uyandır

Bu madde biraz “ilkel” ama inkâr edemeyiz: Evrimsel tarafta erkeklerin “koruyucu” rolü hep güçlü olmuş.

Sen bu içgüdüyü tatlı bir şekilde uyandırdığında, o da kendini yanında daha “olması gereken kişi” gibi hissediyor.

Ne yapabilirsin?

Sponsor

Karşıdan karşıya geçerken koluna hafifçe gir, “Şunu bir dakika taşır mısın?” de, korkutucu bir köpek yaklaşınca elini tutar gibi yap… Kaynağın dediği gibi: “Yani işin klasik kısmı!”

Bu davranışlar “Ben sana güveniyorum” mesajı taşır. Ve güven, bir erkeğin bağ kurmasını inanılmaz hızlandırır.

Sonra da “Ben onun koruyucusuyum” hissiyle yanında daha çok kalmak ister.

9. Ağzın bozuk olmasın (ve özellikle başkaları hakkında konuşurken dikkat)

Bu kısım biraz sert ama kaynak metin burada çok net: Sürekli küfür eden bir dil, çoğu erkek için ciddi bir soğutma sebebi.

Tabii ki güçlü olup gerektiğinde lafı gediğine koyabilen biriysen, saygı duyarım. Ama çoğu insan bunu “zeki” gibi değil “kırıcı” gibi taşıyor.

Özellikle hoşlandığın biriyle konuşurken, yoldan geçenlere laf atmak, iş arkadaşlarına iğnelemek, diğer kızları kötülemek… bunlar seni “tatlı” değil “problemli” gösterir.

Kaynağın söylediği uyarı biraz sert: Bu tarz bir enerji “Ben tatlı değilim, zehir gibiyim” alarmı verir. Ve erkekler bunu şaşırtıcı hızla hisseder.

Kısacası, konuşma dilin “cool” olabilir ama saygı çizgisini geçme. Çünkü ilk izlenim kolay silinmiyor.

10. Duygularını belli et; bazen net olman gerekir

Şimdi şu gerçeği konuşalım: Erkeklerin sezgileri bazen… nasıl desem… düşük çekim Wi-Fi gibi. Çekiyor mu, çekmiyor mu belli değil.

O yüzden hislerini ima etmek her zaman işe yaramayabilir. Bazen biraz daha açık olman gerekir.

Kaynağın verdiği örnek çok güzel: Bir şakasına gülüp “Komiksin. Senden hoşlanıyorum.” demek.

Bu cümle hem hızlı hem etkili hem de tatlı. Bir anda onun kafasında “Hah! Demek benden hoşlanıyor” ışığı yanar.

Ve o ışık yandığında, çoğu erkek daha çok flört etmeye, daha çok ilgilenmeye başlar. Çünkü artık “boşuna mı uğraşıyorum?” endişesi azalır.

11. Açık ol ama yine de ince oyna

Burada kulağa çelişkili gelen ama flörtün kalbinde olan bir denge var. Evet, hislerini saklamamak önemli. Ama her şeyi ilk anda ortaya dökmek de aynı derecede riskli.

Kaynak metnin altını çizdiği nokta şu: Erkekler kovalamayı sever. Yani sen ilgini belli ederken, ona hâlâ keşfedecek alan bırakmalısın.

Sponsor

Eğer duygularını aşırı kolay ve yoğun şekilde sunarsan, bazı erkekler bunu “zaten garanti” gibi algılayabilir. Bu da ilgiyi azaltabilir.

O yüzden strateji şu: Küçük sinyaller ver. Bazen yaklaş, bazen geri çekil. “Ben buradayım” de ama “tamamen seninim” deme.

Bu ince denge, sohbeti de ilgiyi de diri tutar.

12. Biraz gizemli ol (ama rol yaparak değil)

Gizemli kadınlar bazen sinir bozucu bulunur… ama garip bir şekilde akıldan da çıkmaz.

Her düşünceni, her duygunu, her iç monoloğunu bir erkeğe anlatmak zorunda değilsin. Hatta bunu yaptığında bir süre sonra sohbetin tadı kaçabilir.

Mesela bir an dalıp gülümsedin ve “Ne düşünüyorsun?” diye sordu. Her detayı dökmek yerine “Boş ver, sonra anlatırım” demek bile yeter.

Bu, onun kafasında minik bir soru işareti bırakır. Ve soru işaretleri, merakı besler.

Ama küçük bir uyarı: Bu gizem oyununu flört aşamasında oyna. İlişki ilerlediğinde hâlâ her şeyi saklarsan, yanlış anlaşılabilir.

13. Tatlı bir yaramazlık göster

Sürekli tatlı, sürekli uyumlu, sürekli “her şeye evet” olan biri bir süre sonra sıkıcı olabilir.

Erkekler; hem nazik hem de arada ufak yaramazlıklar yapabilen kadınları daha çekici bulur.

Kaynağın dediği gibi: Biraz takıl, biraz dalga geç, ufak şakalar yap. Omzuna hafifçe dokunup bir espri patlat.

Bu “yaramazlık”, kaba olmak değildir. Sadece enerjini tek boyutlu tutmadığını gösterir.

Hem tatlı hem eğlenceli olmak, seni “unutulmaz” yapar.

14. Kibar ol ama bunu rol yaparak yapma

Kibarlık, hâlâ çoğu erkeğin gözünde çok değerli bir özellik.

Hoşlandığın kişiye değil; garsona, arkadaşına, sokaktaki insana nasıl davrandığın da çok şey anlatır.

Sponsor

Kaynak metin burada net: Sırf bir erkeği etkilemek için “iyi kız” rolü yapma. Çünkü bu rol sürdürülemez.

Gerçekten nazik, teşekkür etmeyi bilen, yapılan iyiliği fark eden biri ol. Bu, seni yapay değil güvenilir gösterir.

Bağımsız olman harika. Ama arada bir yardım isteyip teşekkür etmen, erkeklerin kendini daha değerli hissetmesini sağlar.

15. İşini ya da okulunu konu aç

Erkeklerin büyük bir kısmı, yaptıkları işle ya da uğraştıkları alanla gurur duyar.

Onun işi, okulu ya da projeleriyle gerçekten ilgilenmen; “Ben seni yüzeysel tanımıyorum” mesajı verir.

“Şu projede en zor kısım neydi?”, “Bunu yaparken en çok ne hoşuna gidiyor?” gibi sorular, sohbeti derinleştirir.

Aynı zamanda onun kendini yeterli ve başarılı hissetmesini sağlar. Ve bu his, seni onun gözünde daha çekici kılar.

16. Göz temasını asla hafife alma

Bir erkekle nasıl konuşulur sorusunun en güçlü ama en sessiz cevaplarından biri: göz teması.

Şunu fark etmişsindir; bazı insanlar hiçbir şey söylemeden bile seni etkileyebilir. Bunun büyük kısmı bakışlarla olur.

Hoşlandığın biriyle konuşurken gözlerini sürekli kaçırmak seni güvensiz gösterebilir. Ama dik dik bakmak da rahatsız edici olabilir. Buradaki denge, doğal ama kararlı bakışlar.

Konuşurken göz göze gel, birkaç saniye tut, sonra hafifçe gülümseyip bakışını kaçır. Bu, “Ben buradayım ve senden kaçmıyorum” mesajıdır.

Kaynağın dediği gibi, doğru kullanılan göz teması onu kısa sürede sana doğru çeker. Abartısız ama bilinçli.

17. Fiziksel temas: Ne çok, ne yok

Burada net olalım: Sürekli sarılmak, yapışmak, üstüne düşmek değil.

Kaynak metin özellikle şunu vurguluyor: Hafif ve uygun temaslar.

Konuşurken koluna dokunmak, yanından geçerken hafifçe değmek ya da yürürken arada bir omzuna temas etmek…

Bunlar “yakın olmak istiyorum” sinyalleridir ama rahatsız edici değildir.

Erkekler bu küçük temasları fark eder. Hatta çoğu zaman bilinçsizce daha fazla flört etmeye başlarlar.

18. Özgüvenini saklama

Bunu net söyleyelim: Erkekler özgüvenli kadınlara bayılır.

Özgüven; bağırmak, her konuda iddialı olmak ya da “ben her şeyi bilirim” havası değildir.

Özgüven, “Ben kendimle barışığım” enerjisidir.

Konuşurken omuzların düşmesin, sesin titremesin, kendini küçültme. Sen varsın ve bu yeterli.

Kaynağın dediği gibi, bu özgüven duygusu onu tatlı tatlı sana çeker.

19. Kalabalıkta bile dikkatini çek

Bir ortamda bir sürü insan olabilir. Ama bu, aranızda küçük anlar yaratamayacağın anlamına gelmez.

Kaynağın önerdiği şey çok basit ama etkili: Bakış yakalama.

Kalabalıkta sana baktığını fark ettiğinde, ona küçük bir gülümseme gönder ve bakışını kaçır.

Bu minicik anlar, “ikimiz arasında bir şey var” hissini güçlendirir.

Ve evet… bu, erkeklerin kalbini alıp kaçmak gibidir.

20. Gülmeyi unutma

Bir erkekle konuşurken ortam ne kadar gerginse, gülmek o kadar kurtarıcıdır.

İnsanlar kendileriyle gülebilen kişilerin yanında daha rahat hisseder.

Komik olmak zorunda değilsin. O komikse gül, sen bir şey söylediğinde de gül.

Kaynağın dediği gibi, birlikte gülmek hem seni rahatlatır hem de aranızdaki bağı güçlendirir.

Gülmek, “Ben seninle mutluyum” demenin en kısa yoludur.

21. Flört et, çekinme (zaten bunun adı flört)

Bunu net söyleyelim: Flört etmek yanlış, ayıp ya da “fazla” değildir. Aksine, iki insan arasındaki çekimin oluşmasını sağlayan şey tam olarak flörttür.

Hoşlandığın bir erkek varsa, bunu hiç belli etmeden “arkadaş modunda” takılmak çoğu zaman işe yaramaz. Erkekler zihin okuyamaz. Onlara küçük sinyaller gerekir.

Gülümsemek, konuşurken hafifçe yaklaşmak, şakasına karşılık vermek, hatta arada bir oyunlu bir göz kırpma… Bunların hepsi “Ben senden hoşlanıyorum” demenin sözsüz yollarıdır.

Kaynağın da dediği gibi, bu non-verbal (sözsüz) ipuçları cinsel gerilimi ve merakı besler. Eğer o da senden hoşlanıyorsa, çok büyük ihtimalle sana flörtle karşılık verir.

Flört bir risk değil; karşılıklı bir davettir.

22. Seni heyecanlandıran şeylerden bahset

Bir insan ne zaman gerçekten çekici görünür biliyor musun? Bir konudan bahsederken gözleri parladığında.

Kaynak metin burada çok güzel bir noktaya değiniyor: Tutkuyla konuşan biri her zaman ilgi çekicidir.

Seni mutlu eden, heyecanlandıran, zamanın nasıl geçtiğini unutturan şeyler var ya… işte onlardan bahset.

Bu bir hobi olabilir, bir hayal olabilir, bir konuya duyduğun merak olabilir.

Sen anlatırken içindeki enerji ortaya çıktığında, o da seni daha “canlı”, daha “gerçek” biri olarak görür. Ve bu, fiziksel çekimden çok daha kalıcı bir etki yaratır.

23. Onu kendinden bahsettirmeyi öğren

“Bir erkekle ne konuşulur?” sorusunun en garanti cevabı şudur: Onu konuştur.

İnsanlar kendilerinden bahsetmeyi sever. Erkekler de buna dâhil.

Ama buradaki püf nokta, sorguya çeker gibi değil; meraklı ve ilgili biri gibi sormak.

“Bu konuya nasıl girdin?”, “Bunu yaparken en çok ne zorladı?” gibi açık uçlu sorular, sohbeti bir anda derinleştirir.

Kaynağın da belirttiği gibi, bu aynı zamanda ona “Seninle ilgileniyorum” mesajı verir. Üstelik bunu açık açık söylemeden.

Ve evet… konuşurken gözlerinin içine bakman, başını sallayarak dinlemen, gerçekten orada olman çok şey değiştirir.

24. Yalan söyleme (kendin için bile)

Bunu özellikle vurgulamak istiyorum: Sırf konuşacak konu çıksın diye kendinle ilgili şeyler uydurma.

Kaynak metin burada çok net: Yalanlar birikir ve insanı yorar.

Birini etkilemek için “aslında öyle biri değilken” öyleymiş gibi davranmak kısa vadede işe yarıyor gibi görünebilir. Ama uzun vadede patlar.

Üstelik dürüstlük, fark edilenden çok daha çekicidir.

O yüzden şunu kendine hatırlat: Bu dürüstlük onun için değil, senin için.

25. Düzenli ama sağlıklı iletişim kur

Mümkünse… çünkü herkesin hayatı farklı.

Bir erkekle sık sık konuşmak, zamanla rahatlamanı sağlar. İlk baştaki o gerginlik azalır, sohbet daha doğal hâle gelir.

Düzenli iletişim sayesinde sadece havadan sudan değil, daha derin konulardan da konuşmaya başlarsınız.

Kaynağın söylediği gibi, günün sonunda istediğin şey tam olarak bu: Bağ kurmak.

Her zaman yüz yüze görüşemiyorsan, mesajlaşma da bir köprü olabilir. Ama köprüde yaşamaya çalışma; amaç yine gerçek iletişimdir.

26. Sosyal medyayı akıllıca kullan (ama oraya sıkışıp kalma)

Sosyal medya günümüzde flörtün kaçınılmaz bir parçası. Ama burada ince bir çizgi var.

Kaynak metnin söylediği gibi, sosyal medyada saatlerce süren sohbetler çoğu zaman ilişkiyi ileri taşımaz. Hatta bazen yerinde saydırır.

Ama bu, sosyal medyanın tamamen işe yaramaz olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine, doğru kullanıldığında harika bir “buz kırıcı”.

Komik bir meme etiketlemek, ilginç bir paylaşımına tepki vermek ya da ortak bir espri yakalamak, “Ben seninle rahatım” mesajı verir.

Sonra ne olur? O da sana meme atmaya başlar. Aranızda küçük, özel bir mizah dili oluşur.

Tek dikkat etmen gereken şey şu: Sadece sosyal medyada kalan bir iletişim, gerçek bağ kurmaz. Orası köprü olsun, ev değil.

27. Mesaj bombardımanı yapma

Bunu okurken büyük ihtimalle “Evet ya…” dedin.

Mesaj attın, cevap gelmedi. Beş dakika geçti. On dakika geçti. El telefona gitti mi? İşte tam orası tehlike.

Kaynak metin burada çok net: Eğer cevap vermediyse, üst üste mesaj atma.

Herkesin bir hayatı, işi, ruh hâli var. Anında cevap vermemesi, ilgisiz olduğu anlamına gelmeyebilir.

Ama üst üste mesaj atmak, ilgiyi değil baskıyı hissettirir. Ve bu çoğu erkek için büyük bir soğuma sebebi.

Eğer bir-iki gün boyunca hiç cevap yoksa, o zaman tekrar yazmak mantıklı olabilir. Ama dakikalar içinde değil.

28. Sohbeti zorla akıtmaya çalışma

Hepimiz isteriz ki konuşma su gibi aksın, kahkahalar havada uçuşsun, anında bağ oluşsun.

Ama gerçek hayat her zaman böyle çalışmıyor.

Bazı insanlar geç ısınır. Bazıları o gün yorgundur. Bazıları da belki o an ilgilenmiyordur.

Kaynak metnin altını çizdiği şey şu: Zorlama.

Eğer sohbet akmıyorsa, kendini ya da onu zorlamanın anlamı yok. İlgisi varsa, zaten bir noktada topu tekrar oyuna sokar.

Zorlamamak, özgüven göstergesidir.

29. Ortak ilgi alanlarını buluşmaya dönüştür

Bir süredir konuşuyorsanız, büyük ihtimalle ortak noktalar yakalamışsınızdır.

Aynı kahveyi seviyorsanız, aynı diziyi izliyorsanız ya da aynı şeyden sıkıldıysanız… işte fırsat.

Kaynağın önerdiği gibi, bunu doğrudan “date”e çevirmek zorunda değilsin.

“Şu yeni açılan kafeyi denesek mi?” ya da “İkimiz de sıkılıyoruz, bir kahve içsek mi?” gibi cümleler doğal geçişlerdir.

Bu, hem baskı yaratmaz hem de aranızdaki bağı gerçek hayata taşır.

30. Eski sevgililer konusuna mesafeli dur

Flörtün ilk aşamalarında eski ilişkiler konusu genelde risklidir.

Kaynak metin burada çok net: Kimse yeni tanıştığı biriyle başarısız ilişkileri uzun uzun konuşmak istemez.

Eğer o eski sevgilisinden bahsediyorsa, dinleyebilirsin. Başını sallayıp empati göstermek yeterli.

Ama konuyu uzatma.

Çünkü bir anda “potansiyel sevgili” değil, “duygusal terapist” rolüne girebilirsin. Ve oradan çıkmak zordur.

31. Kendin ol (evet, klişe ama vazgeçilmez)

Bir erkekle nasıl konuşulur sorusunun belki de en can sıkıcı ama en doğru cevabı bu: Kendin ol.

Hoşlandığın biri var diye ilgi alanlarını, mizah anlayışını ya da karakterini değiştirmeye çalışmak kısa vadede işe yarıyormuş gibi görünebilir.

Ama kaynak metnin de net şekilde söylediği gibi, bu asla uzun sürmez.

Sevdiğin şeylere gül, ilgini çeken konulardan bahset, seni sen yapan yönleri saklama.

Eğer bunları sevmez ve seni ilk buluşmaya bile çağırmazsa, bu senin değil onun problemi.

Gerçek seni tanımayan biriyle bağ kurmanın zaten bir anlamı yok.

32. Onu agresif şekilde kovalamaya çalışma

Hoşlanıyorsun, konuşuyorsunuz, belki arada flört de var… Harika.

Ama burada birçok kişinin düştüğü bir tuzak var: Fazla üzerine gitmek.

Kaynak metin çok açık: Yapışkan, aşırı ilgili, her an orada olan biri olmak çoğu erkek için iticidir.

Eğer senden zaten hoşlanıyorsa, bu yoğun ilgiyi sevimli bulabilir.

Ama henüz netleşmemiş bir ilgideysen, bu davranışlar seni “fazla” gösterebilir.

Dengeyi koru. İlgi göster ama baskı kurma.

33. Onun çabasını fark et ve takdir et

Eğer bu yazıdaki önerileri uyguluyorsan, zaten birçok erkeğin dikkatini çeken biri olursun.

Hoşlanan bir erkek çoğu zaman seni etkilemek için çaba gösterir. Mesaj atar, ilgi gösterir, jest yapar.

Kaynak metnin burada verdiği çok önemli bir uyarı var: Bu çabayı görmezden gelme.

Küçük bir teşekkür, sıcak bir gülümseme ya da “Bunu fark ettim” demek, onun motivasyonunu artırır.

Takdir edilen davranış devam eder. Alışılan davranış ise zamanla kaybolur.

34. Biraz “zor ulaşılan” olmayı öğren

Bu madde genelde yanlış anlaşılır.

Zor ulaşılır olmak, soğuk ya da umursamaz olmak demek değildir.

Bu, sınırları olan ve kendi hayatı olan biri olmak demektir.

Kaynak metnin dediği gibi, her an müsait olmak seni daha değerli yapmaz.

Kendi planların, arkadaşların, ilgi alanların olsun.

Çünkü insanlar emek verdikleri şeylere daha çok değer verir.

35. İlk cümleleri bazen ona bırak

Bir sohbeti her zaman sen başlatmak zorunda değilsin.

Bırak bazen o gelsin, o açsın konuyu, o cümle kursun.

Çoğu erkeğin kafasında, bir kadına yaklaşırken kullanmayı planladığı birkaç cümle vardır.

Eğer o an susuyorsa ve ne diyeceğini bilemiyorsa, gülümseyip ortamla ilgili basit bir soru sorabilirsin.

Bu, özellikle utangaç ya da gergin erkekler için harika bir ısınma taktiğidir.

Bir erkekle ne konuşulur ki sohbet sürsün ve o sana biraz daha düşsün?

Şimdi dürüst olalım. Bazen her şeyi “nasıl davranmalıyım?” tarafında çözüyoruz ama iş gelip “E peki ne konuşacağız?” noktasında tıkanıyor.

Kaynak metin bu konuda çok net bir şey söylüyor: Uzun, süslü cümlelere ihtiyacın yok. Doğru anda söylenen basit ama içten cümleler, bazen saatlerce süren sohbetlerden daha etkili.

Ben buna “mini kalp dokunuşları” diyorum. Büyük laflar değil ama iz bırakan laflar.

Aşağıdaki cümleleri ezberle demiyorum. Ama bunların mantığını anlarsan, kendi cümlelerini de çok rahat üretirsin.

Onu özel hissettiren ama boğmayan cümleler

1. “Biliyor musun, uzun zamandır bu kadar keyifli bir sohbet etmemiştim.”

Bu cümle şunu der: “Sen farklısın.” Ama bunu bağırarak değil, fısıldayarak söyler.

2. “Sende hoşuma giden bir şey var… kararlılığın / sakinliğin / enerjin.”

Buradaki püf nokta, spesifik olmak. Genel iltifatlar uçar gider, detaylar akılda kalır.

3. “Seninle vakit geçirmek gerçekten eğlenceli.”

Bu cümle baskı yaratmaz ama net bir mesaj verir: “Seninle olmayı istiyorum.”

4. “Daha önce senin gibi biriyle tanışmamıştım.”

Bu, ego okşar ama yapay durmaz. Çünkü “eşsiz” hissini tetikler.

5. “Gerçekten farklı bir enerjin var ;)”

Ufak bir emoji ya da mimik, bu cümleyi daha oyunlu hâle getirir.

6. “Şunu yaptığında çok etkilendim.”

Davranışa odaklanan iltifatlar, kişiliğe dokunur.

7. “Bugün bayağı iyi görünüyorsun.”

Zamanlaması doğruysa, klasik bile olsa etkisi büyük.

8. “Bence ___ konusunda çoğu kişiden iyisin.”

Bu cümle hem övgü hem meydan okuma içerir. Erkekler bunu sever.

9. “Peki, seni ne zaman tekrar görüyorum?”

Net, açık ve flörtöz. Kafa karıştırmaz.

Bu tarz cümlelerin ortak noktası şu: Ne muhtaç, ne mesafeli. Tam ortası.

Bir erkekle sohbet ederken en çok sorulan sorular

Şimdi biraz da “Peki ya şu olursa?” tarafına geçelim. Çünkü teori güzel ama gerçek hayatta herkesin aklında soru işaretleri var.

1. Utangaç bir erkekle nasıl konuşmalıyım?

Utangaç erkeklerle konuşmak, dışa dönük erkeklere göre biraz daha sabır ister.

Kaynak metnin altını çizdiği en önemli nokta şu: Onun alanına saygı duy.

Eğer konuşurken gerildiğini, gözlerini kaçırdığını ya da kısa cevaplar verdiğini fark edersen, üstüne gitme.

Sohbeti nazikçe bitir ve ona nefes alanı bırak. Bu, ilgini kaybettiğin anlamına gelmez.

Çoğu zaman utangaç erkekler, kendilerini daha güvende hissettiklerinde çok daha açılır.

2. Bir erkekle konuşmada nasıl daha iyi olurum?

Cevap klişe ama gerçek: Pratik.

Kaynak metnin dediği gibi, practice makes perfect.

Kimse doğuştan akıcı, rahat ve flörtöz konuşmuyor. Herkes deneye deneye öğreniyor.

İstersen konuşma öncesi kafanda birkaç konu belirle. Hatta aynada prova bile yapabilirsin.

İlk başta garip hissedebilirsin ama zamanla bu tamamen doğal hâle gelir.

3. Sohbette sessizlik olursa ne yapmalıyım?

Sessizlik her zaman kötü değildir ama uzadığında insanı gerer, kabul.

Böyle anlarda kurtarıcı konular var:

  • Güncel bir haber
  • Hava durumu (evet, bazen gerçekten işe yarar)
  • Ortak bir ders, iş ya da ortam
  • İzlenen bir dizi, film ya da spor

Kaynak metnin önerdiği gibi, daha önce konuştuğunuz bir konuya geri dönmek de çok işe yarar.

Önemli olan şunu bilmek: Sessizlik olunca panik yaparsan, ortam daha da gerilir. Sakin kalırsan, o da rahatlar.

Son söz: Bir erkekle nasıl konuşulur sorusunun gerçek cevabı

Buraya kadar geldiysen şunu net söyleyebilirim: Sen artık “bir erkekle nasıl konuşulur” sorusunun yüzeydeki cevaplarını değil, arkasındaki mantığı biliyorsun.

Ve bu çok önemli.

Çünkü bu iş; ezber cümleler, numaralar ya da başkasına dönüşmekle ilgili değil. Bu iş, senin karşındaki insanda nasıl bir his bıraktığınla ilgili.

Kaynak metnin en güçlü mesajı da aslında bu: Bir erkeği kendine bağlayan şey, senin ne söylediğin değil; seninleyken kendini nasıl hissettiği.

Eğer seninle konuşurken:

  • rahatlıyorsa,
  • kendini değerli hissediyorsa,
  • anlaşıldığını düşünüyorsa,
  • ve biraz da özel hissediyorsa…

o bağ zaten kendiliğinden oluşur.

Bu yüzden bütün bu 40 madde, tek bir ana fikre hizmet ediyor: Doğal ol ama bilinçsiz olma.

Gülümse ama rol yapma. İlgi göster ama boğma. Yaklaş ama yapışma. Açık ol ama her şeyi dökme.

Denge… Her şeyin özü bu.

Şunu da içtenlikle söyleyeyim: Eğer biri senin gerçek hâlini, samimiyetini ve enerjini beğenmiyorsa; onu ne kadar “doğru” konuşursan konuş, sonuç değişmez.

Bu yüzden bu yazıyı bir “erkek tavlama rehberi” gibi değil, bir kendini doğru şekilde ifade etme rehberi gibi düşün.

Çünkü doğru insanla konuşurken, bu maddelerin yarısı zaten doğal olarak olur.

Ve evet… çoğu zaman sen fark etmeden, seni düşünen taraf o olur.

Bir erkekle nasıl konuşulur sorusunun en kısa cevabı şudur: Kendin olarak, saygılı, dengeli ve samimi şekilde.

Gerisi detay.

Bu yolları uyguladığında; daha özgüvenli, daha rahat ve daha çekici hissettiğini fark edeceksin. Ve buna hazır ol: Bazı erkekler gerçekten peşinden koşmaya başlayabilir.


Peki sen bu konuda ne düşünüyorsun? Yazıda kendini bulduğun bir madde oldu mu? Yorumlara mutlaka yaz 👇

Eğer işine yaradıysa, bu yazıyı arkadaşlarınla paylaşmayı da unutma.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün!